
Sen o kadar gez, ama sıra komşuya gelince ertele. Uzun süreli vizem olmasına rağmen komşunun başkentine gitmeyi hep erteledim. “Aman şunun şurası, oraya her zaman giderim” bahanesiyle genelde uzak yerleri tercih ettim.
Komşuya gitmek için de totem yaptım, eğer ucuz bir bilet çıkarsa ben de Atina´ya gidecektim. “Artık nerdeee 150 TL ye Roma´ya gidiş dönüş biletlerinin alındığı dönemler” diyordum ki, şans benden yana çıktı ve %50 indirimdi, puandı derken 200 TL ödeyerek Atina uçak bileti almış oldum.
Couchsurfin´den bir host ile görüştüm ve beni hafta sonu gezdirebileceğini, evinde kalabileceğimi söyledi. Hal böyle olunca Atina´ya gitmek benim için gerçekten bir komşu ziyareti gibi oldu.
Buradaki arkadaş ile konuşunca anladım ki onlar için benim yaşadığım yer Istanbul değil, Konstantinapolis. Şimdi ki yeni nesil bilmez belki ama bizim dönemimiz bilir, bizler ilkokulda Yunanistan´ı hep düşman olarak tanıdık. Bunun zaman içinde yok olduğunu düşünüyorum ya da düşünüyordum diyelim. Çünkü gerek Takis ile konuştuğumda, gerekse bir kafede oturup yan masada oturanlar ile sohbete başladığımızda laf nereli olduğuma gelince konu bir şekilde tarihe gidiyor ve politik olarak pek de bizlerden haz etmediklerini anlıyorsunuz. Ama bunu asla kişiselleştirmiyorlar. Ben ordayken bana oldukça arkadaş ve dostça davrandılar. Hatta “iyi ki Ege bölgesinden çekildiniz de bu bölge bize kaldı” dememe rağmen masamızın kahve ücretlerini bile ödediler. Tüm dünyanın Atatürk´ü tanıyıp o dönemin Yunan başbakanı Elefterios Venizelos´un tanınmamasına pek içerliyorlar. Venizelos´un o dönem için yanlış kararlar alıp savaşı kaybetmesine üzülseler de her şey geçmiş, gitmiş ve tarihte kalmış.
48 saatlik Atina seyahatimde; size şuraya gidin, buraya gidin şunu yemeden dönmeyin diye çok şey yazmak isterdim ama 48 saatte Yunanlı arkadaşımın beni gezdirmesiyle yetinip, zamanın akışına bıraktım.
Takis´in evi şehir merkezine çok yakın, evinden çıkıp, Sokrates’in halka seslendiği yerlerde dolanıp, Akropolis’e çıkıp, dar tarihi yollardan geçip, şehri arşınladık. Sizin için aşağıda, bir Yunanlının görmemi istediği yerleri sıraladım;
ATINA´DA 2 GÜNDE YAPABİLECEĞİNİZ 12 ŞEY;
1- Akropolis´gitmek;

Atina´nın tarihinin başladığı Akropolis’i görmeden dönmeyin, hatta sıf burayı görmek için bile bu şehre gelebilirsiniz. Şehrin en tepesinde olan bu eski şehre, merkezden yürüyerek de gidebilirsiniz. Ben 2 saat gezip arkadaşımla bulaşacağım için metro ile gidip, Akropolis metro istasyonunda indim. Her yerde Akropolis giriş ücreti 20 € yazmasına rağmen, bizden 10 € aldılar. O günün ne özelliği vardı bilmiyorum, biz de öğretmenler günüydü bundan dolayı yaptıklarını zannetmiyorum:)
Akropolis’den şehre yukardan baktığınızda yeşili olmayan tam bir beton Atina şehri ile karşılaşacaksınız.

Milattan önce 5 yy.da havadan saldırı olmadığı için kara saldırılarına karşı şehri en tepeye kurmuşlar. O dönemde şehirle ilgili alınan her karar oylama sonucu gerçekleşirmiş. Demokrasi anlayışının doğduğu bu şehir gittiğinizde aşağıdaki tapınakları göreceksiniz:
- Parthenon: Şehrin korucusu Athena tanrısına ithafen yapılmıştır. Tepeye çıktığında karşınıza çıkan büyük sütunlu yapı. 6.yy da burası Hz.Meryem ´e adanan kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. Osmanlı´nın fethinden sonra 1456 yılında cami olarak kullanılmış. Ama burayı gezdiğinizde ne kilise nede cami olarak kullanıldığına dair bir iz görebilirsiniz.

- Propylaia (Propylaea): Anıtsal geçit, kutsal yol anlamına gelir. Akropolis’e girerken büyük bir kapıdan geçersiniz daha doğrusu fotoğraf çektirmek isteyen insanlar yüzünden buradan geçemezsiniz. Burası Akropolis´in ana girişi.

- Erekhtheion: Parthenon karşı tarafında, Athena ve Poseidon’a adanmış ve sütunlar yerine bu sefer Karyai kızlarına ( Karyatid) heykellerinin bulunduğu tapınak.

- Nike Tapınağı: Akroplin güneybatısında buluna tapınak, geçite ( Propylaia) bitişiktir.

2-Plaka da oturup bir kahve içmek;

Akrapolis´den çıkıp aşağıya doğru indiğinizde, dar sokaklar arasında kafeler ve kafelerin merdivenler üzerine konulmuş masalarını göreceksiniz. Bu şirin yerin adı Plaka ve oldukça turistlik bir yer.
3-Anafiotika dar sokaklarında yürümek;

Burası da Akrapolis´in hemen eteklerinde bulunan bir semt. Akrapolis´i gezdikten sonra buraları gezebilirsiniz. Atina´ya gelmeden önce görmem gereken yerler arasındaydı, belki de fotoğrafını görünce bir ada ve Bodrum´u hatırlattığı içindir. Burayı nasıl buluruz derseniz, insanlara sorarak diyeceğimJ Çünkü Akrapolis´in çıkışının sol tarafından aşağıya indiğinizde yol kenarındaki kiliseyi de geçince görmeniz gereken bir yer. Ben bulamayınca tur yapan bir grubun peşine takıldım ve grafitli dar sokaklardan geçince Anafiotika bölgesine geldim. Burası beyaz renkli, çatısız, tavanı taş evlerin olduğu şirin bir semt. Bu bölgede evlerin yapılması için, Anafi adasından taş ev ustaları getirttirilmiş, yalnız bu ustalar kendi adalarında yaptıkları evler dışında başka ev yapmayı bilmediklerinden bu bölgedeki evler bir ada ev şeklinde olmuş.
4- Mili Park´ta yürümek;


Takis ile şehri arşınlarken karşımıza çıkan parkın içine girip, parkta da biraz vakit geçirdik. Şehir içerisinde bir park nasıl havayı değiştiriyor. Bu kadar beton gördükten sonra ağaçlar arasında dolanmak size iyi gelecektir.
5- Kallimarmaro diğer adıyla Panathinaiko Stadium´a gitmek;


Atina deyince sizin aklınıza ne geliyor bilmiyorum ama benim ilk aklıma gelen şey olimpiyatlardır. Burası, 1896 yılında olimpiyatlara ev sahipliği yapan stadyumdur. Mermerli stadyum, Kallimarmaro da “güzel mermerli” anlamına gelir. Dünyanın hemen hemen tüm şehirlerinde 42,196 km koşulan Marathon´un adı nereden geldiğini merak ediyorsanız; tarihte Persian savaşları (M.Ö 499-449 yılları arasında yapılmış) olarak geçen Greco- Persian savaşı sırasında Persler (Şimdiki İran) Marathon şehrinde savaşı kaybettiklerinde Pheidippides, Marathon şehrinden Atina şehrine askerlere Perslerin savaşı kaybettiklerini söylemek için tam olarak 42,196 km koşmuştur. Persianların savaşı kaybettiklerini söyledikten sonra da düşüp ölmüştür. İşte bu kişinin anısına yıllardır pek çok şehirde 42,196 km maratonlar koşulmaktadır.
6- Parlamento Binası;

Protestoların ve yürüyüşlerin yapıldığı şehir merkezi Syntagma’ya geldiğinizde karşınızda Parlemento binasını göreceksiniz. Şehir gezerken bir şekilde yolunuz buraya düşecektir. Parlemento binasının önünde nöbet tutan Efzun askerlerin ( diğer bir deyişle muhafız) yanısıra, bizim Eminönü’ndeki gibi hep güvercinler bulunmaktadır. Bu binanın buraya yapılmasının nedenlerinden biri de o dönemlerde şehrin pek çok yerine et konulup en geç zamanda bozulan etin bulunduğu yere yani Syntagma´ya Parlemento binası yapılmıştır. Yüksekte bulunan bu bölgenin o zaman için havası oldukça temizmiş.
7- Monastiraki Meydanı;

Bu mahalle de alış veriş dükkanlarının bulunduğu turistlik bir yer. Osmanlıdan kalma bir caminin de bulunduğu bu meydanda aynı zamanda tarihi Adrian kütüphanesi de bulunmaktadır. Giriş ücretli olan bu kütüphaneye ben ücretli olduğunu çıkana kadar bilmiyordum. Kimse de benden ücret talep etmedi.
8- Akropolis Müzesi;
2 gün için bu şehre geliyorsanız bu müzeyi gezmek için vakit bulmanız zor. 2 günden daha fazla kaldığınızda bu tarihi koklamak için müzeyi gezebilirsiniz.
9- Athens Flea Market (Bit Pazarı);
Monastiraki meydanına geldiğinizde hemen sağ tarafta Flea Marketi göreceksiniz. Hediyelik eşyadan tutun da pek çok şeyi bu markette bulmak mümkün.
10- Ermou Caddesi;

Syntagma meydanına geldiğinizde parlamento binasını arkanıza aldığınızda tam karşı yöne doğru yürüdüğünüzde Ermou caddesine gelmiş olacaksınız. 1,5 km bir cadde. Bizdeki İstiklal caddesinin bir benzeri diyebiliriz. Bu caddenin sonunda Monastiraki meydanına ulaşacaksınız.
11- Lycabettus hill (Λόφος Λυκαβηττού) de gün batımını izlemek;

Akrapolis´den şehri seyrederken o kadar beton yığının arasında yükselen bir yeşil tepe görürsünüz, işte burası Lycabettus tepesi. Atina merkezdeki en yüksek yer. Sağolsun Takis Cumartesi akşamını gün batımını izlemek için beni buraya götürdü. Biz araba ile gittik. 277 mt yükseklikteki bu tepede St George kilisesi de bulunmaktadır. Ayrıca kahve içmek isterseniz bir kafe de bulunmaktadır.
Eğer arabanız yoksa buraya teleferikle de çıkabilirsiniz. Ücreti: tek yön 5 €- gidiş-dönüş: 7 € Teleferiğin ilk durağı Plautarchou ve Aristippou caddelerin birleştiği köşede bulunmaktadır.
Eğer metro ile gelmek isterseniz, en yakın metro durağı Evengelismos durağı. Buradan 600 mt yürümeniz gerekecek.
12- Atina walking turlara katılmak;
Bir şehre ilk kez gidiyorsanız, şehirlerin free walking turlarına katılmanızı öneririm. Bilgi almak için buraya tıklayınız.
Bu turlar ücretsiz oluyor, yalnız tur sonunda tip veriyorsunuz. Bu turlarda şehri yürüyerek gezdiğiniz gibi, şehre ait hikayeleri de rehberlerden dinleyebiliyorsunuz.
Monastiraki Square meydan da 10:20 de buluşuyorlar. Siteden haritaya bakabilirsiniz.
Atina Eleftherios Venizelos Uluslararası Havalimanından Şehir Merkezine Nasıl Gidilir?
Atina Eleftherios Venizelos Uluslararası havalimanı, şehir merkezine 20 km uzaklıkta. Havalimanından çıkıp yönünüzü hemen sağ tarafa çevirdiğinizde; X95 otobüslerini göreceksiniz. Bu otobüsler şehir merkezine(Syntagma) gidiyor. Yaklaşık 1 saat sonra şehir merkezinde oluyorsunuz.
Otobüs saatleri için; buraya tıklayınız. X95 – HAVALİMANI-SYNTAGMA-HAVALİMANI
Fiyatı: 6 € (Tek yön)

4 kişiyseniz taksi ile de gidebilirsiniz. Fiyatı 38 €
ATİNA´DA YEME VE İÇME
Takis Bakery oldukça popüler. Akrapolis´in eteklerindeki bu pastaneye uğrayabilirsiniz.
Takis Bakery Adres : Μισαραλιώτου 14
117 42 Atina, Attika
Yunanistan
Yunanistan´a geldik bize yunan mezelerini yiyeceğimiz bir yer öner derseniz, size Takis´in önerdiği yerleri aşağıda sıraladım.
Psiri (Ψυρρή)
Adres: Αισχύλου 12, Ψυρρή (569,00 km)
10554 Atina
Yeni nesil merkeze yakın Gazi (Γκάζι) bölgesine takılıyor. Burada da çok fazla restoran ve kafeler bulunmaktadır.
Eğer deniz kenarında bir balık restoranına gitmek isterseniz, Glifada (Γλυφάδα) or Vouliagmeni (Βουλιαγμένη) restoranlarını deneyebilirsiniz.
Sokakta bizim simitlere benzeri kuluri satıyorlar. 
Ben sokak yemeklerini ve falafeli çok severim, Arap yemeği olsa da Atina´da Falafel çok popüler. Pazar akşamı eve dönerken yolda bir falafel dükkanı daha doğrusu sokak yemeklerinin yapıldığı bir dükkan gördük ve açık olduğunu da görünce içeri girdik. Normalde Pazar günü kapalı olan dükkan, 100 adet falafel siparişi aldıkları ve siparişlerini yetiştirmek için Pazar günü dükkana gelip bu siparişler için çalıştıklarını söylediler. Ben içeri girince benim de siparişimi aldılar, falafeli verdikten sonra ücreti ödemek isteme rağmen ısrarla almadılar “ Normalde ben Pazar günü çalışmıyorum, bu işi sevdiğim için yapıyorum paranın kölesi değilim” dedi.. Yediğim en güzel falafel di diyebilirim.
Siz de gitmek isterseniz buda adresi; FALAFELINAS
Paggeou 2
Athens 11855
Greece


Çok hoş bir yer.
BeğenLiked by 1 kişi
Beğenmenize sevindim:)
BeğenLiked by 1 kişi
Türkan hanım kanadaya gittinizmi?
BeğenLiked by 1 kişi
Maalesef gidemedim henüz ..
BeğenLiked by 1 kişi
Evet dil şart mış çalışmak için .hayırlısı bakalım haber bekliyorum.tesekkurler
BeğenLiked by 1 kişi
Cvp ni yeni gördüm pardon.
BeğenBeğen