FAALİYET : Likya yolu Kabak ve Sancaklı koyu
TARİH:15-19 Mayıs 2015
HEDEF:
- Gün: Faralya´dan Kabak koyuna yürüyüş
- Gün : Kabak´tan Alınca´ya yürüyüş
- Gün : Alınca´dan Sancaklı koyuna yürüyüş.
Yaklaşık 509 km olan ve Fethiye´den başlayıp Antalya yakınlarında son bulan Likya yoluna, biz Faralya´dan başladık.
1.GÜN: 15 Mayıs Cuma günü Kadıköy´den bindiğimiz otobüs ile 12 saat sonra Fethiye´deydik (16 Mayıs Cumartesi). Marketten yaptığımız alış verişler sonunda araba ile Faralya mevkiine gittik.
12 saat otobüs yolculuğunda şişen ayaklarımız yürüyüşe başlayınca kendine gelmeye başladılar. Orman parkuru ile başladığımız yolculukta 1 saatlik yürüyüş sonunda, köylülerin işlettiği doğal kafeye gelince ister istemez burada mola verdik. Doğal portakal suları, odun ateşinde demlenen çaylar ve katkısız çam balı servis edilince insanın yerinden kalkası gelmiyor ama yolumuza devam etmek için kalktık, hedefimiz Kabak koyuydu. Yol boyunca gördüğümüz levhalar bulunduğumuz mevkiyi ve varacağımız yerin bilgisini veriyordu. Likya yolunu hazırlayan Kate Clow´un eline, ayağına sağlık diyelim.
Toplamda 3 saatlik orman içi yürüyüş sonunda Full moon pansiyondaydık. Kimilerimiz çadır, kimilerimiz ise odalarda konakladı. Çadır konaklama için de oldukça konfor sunuluyordu. Pansiyon deniz seviyesinden 550 mt yüksekte ve yamaçta olunca ayaklarınızın altında Kabak koyunun muhteşem manzarası uzuyor. Bu manzara karşısında ne akşamın otobüs yorgunluğu ne de 3 saatlik yürüyüş yorgunluğu kalıyor. Pansiyonda akşam yemekleri tek kelimeyle muhteşemdi.
2.GÜN: 17 Mayıs Pazar;
Sabah uyku tulumumu açıp çadırımdan dışarı çıktığımda ve denizi gördüğümde “iyi ki buradayım” dedim. Kabak koyu iki yamaç arasında korunmuş saklı bir yer. Biz de bütün gece bu yamaçla korunmuş ve arınmış olarak sabah dinç bir şekilde kalktık. Açık büfe kahvaltıda ev yapımı reçeller ve köy ekmeği yedikçe yedirdi bizlere. Bu yediklerimizi yakmak için 15 dk keçi yolundan geçip sahile geldik. Mayıs ayında denizin muhteşem kokusunu içimize çekerek yüzdük. Öğleden sonra Alınca´ya yapacağımız yürüyüş için 1 saatlik yüzme sonrası, yokuş aşağı 15 dk indiğimiz parkuru bu sefer de yarım saatlik dik bir çıkışla tamamlayıp pansiyona döndük. Çadırlar toplandı, yürüyüş için hazırlandı. Bu seferki rotamız Alınca köyüydü.
Kabak koyunu sağ tarafımıza alarak orman içi yaptığımız yürüyüşte; ağaçların arasından denizin muhteşem maviliğini gördüğümüzde, bu muhteşem manzara karşında mola verip belki de Istanbul´da ki yoğun tempoda hatırlamak için bu manzarayı hafızamıza kaydettik. Likya tabelalarını takip edip, 5 saatlik yürüyüş sonunda Bayram´in işlettiği pansiyondaydık. Pansiyonun balkonuna çıktığımızda Cennet koyunun manzarası ayaklarımızın altındaydı. Benim için bu manzarayı anlatacak kelime yok.
Aynı koyda gün batımını seyretmek için yamaca çıktığımızda güneşin soluk sarıdan, parlak sarıya, turuncudan kızıla ve hatta kan kırmızıya dönüşünü izledik. Güneş artık ufuk çizgisinden kaybolduğu anda, başka bir yerde gün yeniden doğmaya başladığında bizim için artık gün bitmişti.
3.GÜN: 18 Mayıs Pazartesi;
Kahvaltı sonrasında bu seferki rotamız Alınca köyünden Sancaklı Plajına (Kalabantia) gitmek. Bu sefer sağımıza Cennet koyunu aldık. Denizin turkuaz rengi bizi kendi içine çekiyordu. Sıcakta denizi görünce, bu kadar uzak olmak yerine yakında olup içine dalası geliyor insanın. Orman içi 2 saatlik yürüyüş sonunda düz parkura geldik. Başak tarlası içine gövdemizi saklayarak geçtikten sonra, önümüze çıkan levhalardan Sancaklı plajına yokuş aşağı daha 2,5 km yol alacağımızı gördük ama bu kadar yorgunluk sonunda denizle buluşacağımız anı düşünüp yola devam dedik. Sandal ağacının kırmızı gövdesi, parkurdaki bu kadar yeşilin arasında dikkatlerimizi kendine çekmeye başarıyordu. Yol boyunca kekiğin, adaçayının muhteşem kokusu bize terapi etkisi göstermiş olmalı ki bu kadar yol yürümemize rağmen hala gülümseyebiliyorduk. Kumsala geldiğimizde uzakta görüp de kavuşamadığımız bir arkadaşının kollarına atlar gibi attık kendimizi denize. 3 saat denizde kalınca tüm yorgunluğumuz geçti. Geri dönüş için; arabanın bizi alacağı yere, bu sefer de 45 derecelik eğimle yukarı yürümemiz gerekiyordu. 1 saat 20 dk sonra yürüyüşümüz tamamlandı. Araçlarımıza binip tekrar Alınca´ya geçtik. Son gecemizi de Bayram´ın pansiyonunda ya da bahçesinde kurduğumuz çadırlarda geçirdik.
Likya yolunun pek çok rotasından geçtim ama bence manzara açısından en güzel rotası bu diyebilirim.
Manzaralar müthiş! Gözüne sağlık 🙂
BeğenLiked by 1 kişi
Teşekkürler Sibel 😉
BeğenBeğen
Türkan’cım eline sağlık çok güzel anlatmışsın.Yolculuğumuz yeniden canlandı gözümde,harikasın 😊
BeğenBeğen