
16.11.2008
Sonbahar, doğanın çok renkli resmettiği bir mevsim olmasından dolayı bence en güzel mevsimdir. Istanbul’da yaşayan bizler bu güzelliklere şahit olamadığımızdan, hafta sonu Istanbul´a yakın yerlerdeki doğa yürüyüşlerine giderek sonbaharın renk cümbüşünün tadını çıkarmak en iyisi. Sonbaharın son ayındayız. Soğuk kış günleri gelmeden ben de Bukla ile Abant’dan başlayıp Düzce Samandere köyünde son bulan 5 saatlik bir yürüyüşe katıldım.
İstanbul´a 4 saatlik uzaklıktaki Abant´a gidebilmek için sabahın erken saatlerinde yola çıkmak gerekiyordu. Grup beni Kadıköy’den 07:30 da aldı ve saat 11:30 da Abant´a geldik. Otobüsten indiğimizde soğuk hava yüzümüze çarptı. Yiyeceklerimizi bölüşüp rüzgarlıklarımızı da giyerek parkurda yürüyüşe başladık.
Abant gölü, Abant dağları üzerinde Kuzey Anadolu fayının etkisiyle oluşmuş tektonik bir göl. Abant ve Düzce Türkiye’nin en önemli deprem kuşağı üzerinde olmalarının yanısıra, ormanların, akarsuların, vadilerin bir araya geldiği eşsiz doğal güzelliklerin de sahibi.
Başlangıçtaki parkur, 35-45 derecelik tırmanışlarla tepeye yürüyüşle başladı. Abant gölü manzarasına kadar bu yürüyüş sürdü. Belli bir patika yok ayak basabilecek yer bulup kuzeye doğru çam ağaçlarının altından yürüdük. 45 dk sonra Abant gölünün manzarası ile karşı karşıyaydık 1370 mt yükseklikteki bu manzarayı seyrettikten sonra parkurumuza; -rehberimizin dahi bilmediği yolun uzaklığını da kestiremediğimizden- elimizdeki GPS ile kuzeye doğru yürüyüşle devam ettik. Tırmanışın yerini artık düzlükler aldı ve sonrasında köknar ağaçlarının sarı kırmızı yapraklarının kapladığı toprak yola geldik. Kıvrılan toprak yolda yürüyüşümüze devam ettik, yolun her iki tarafı da ağaçlarla kaplanmıştı. Ortada ise bizler yürüyorduk ve ağaçlar sanki bizi korumaya almıştı. Bu yoldaki yürüyüşümüz fazla sürmedi, zaten ayağızdaki kalın botlarla düz yol yürüyüş yerine iniş çıkışlı orman içinde yürümek daha keyifliydi. Biz de orman içine girip biraz yürüyüşten sonra öğle yemeği molası verdik. Durduğumuz zaman havanın soğukluğunu hissedebiliyorduk. Doğa yürüyüşlerinde güzelliklerin yanı sıra belki biraz olsun kalori harcarım umudu da olur bende ama maalesef bu öğle yemekleri ve arkadaşların yanlarında getirdikleri kek ve börekler sayesinde kilo vermek yerine hep kilo alıp eve dönerim.
Mola sonrasında yürüyüşümüze devam ettik, artık inişler başladı 60 derecelik eğimli tepelerden aşağıya indik. Başlangıçtaki çıkışlar ve bu inişler bacak kaslarımız için iyi idman oldu. Yaptığımız çıkışlarda en yüksek 1650 mt ye kadar çıkmışız. Doğru yerden inmek ve yolumuzu kaybetmemek içinde rehberimiz Okan ve Mike’ın GPS ile buldukları kuzey rotasını takip ettik. İnişleri tamamladığımızda tekrar toprak yola geldik. Burdaki toprak yolun sonunda Düzce’ye bağlı Samandere köyü bulunmaktadır. Havanın erken kararmasından ötürü artık orman içine girip dere boyu yürüyüş yerine toprak yoldan köye doğru yürüdük. Yol boyunca orman içine baktığımızda doğanın tualinde sarı ve kırmızının tonları hakimdi. Artık kış geliyordu ve bizim bu renkleri görüşümüzün belki de son haftalarıydı belki de 3 hafta sonra buraya baktımızda beyaz renkleri göreceğiz.
1 saat sonra köydeydik, 4 saattir yürüyorduk ve gördüğümüz ilk yerleşim yeri Samandere köyüydü. Sıcak çaylarımız da içtikten sonra eve dönüş yoluna koyulduk.
Bu yıl da sonbarın güzel renklerini Abant dağlarında ve Samandere’de görme imkanı buldum.