

Yazın en uzun günlerini yaşadığımız Haziran ayında, 10 günlük bayram tatilinde, tatil için en iyi karar; karadan uzaklaşıp bâkir koylarda demir atmak olacaktı. Bu iç sesimizi duyan Yılmaz 1 hafta için Mavi tur düzenledi ve bizleri kalabalıktan uzağa güzel anılar biriktireceğimiz yere götürdü.
“Mavi turda 1 hafta tekne de mi kalınır, canınız sıkılmıyor mu?” sorularına maruz kalmamak için, Yılmaz çok da güzel bir ekleme yaparak mavi tura Karia yolu yürüyüş rotasını kattı.
Bizlerin ise aklında kalan tek soru, bu sıcakta o tekneden nasıl inip de yürüyecektik?


Teknemiz Selimiye´den yola çıktı ve Sığ koy´da demir attı. Akşam teknede kaldıktan sonra, ertesi günkü yürüyüşümüz Germe Koyuna doğru 10 km lik yaklaşık 3 saatlik bir yürüyüş. Erken alınan kahvaltılardan sonra saat 09:00 da güneşin de yumuşak yumuşak dokunduğu saatlerde yürüyüşümüze başladık.


Rakımımız arttıkça Selimiye ayaklarımızın altında kendini göstermeye başladığında, yıllar önce geldiğimde küçük bir köy olan bu mekanın yerini büyük bir kasabaya bırakmış olduğunu gördük. İç geçirdikten sonra yolumuza devam ettik, yol boyunca sağlı sollu gözüken pembe zakkumlar, kurumuş bitki örtüsünün üzerinde öyle güzel gözüküyorlardı ki, kirlenmiş koltuğunu saklayan ev sahibinin üzerine örttüğü örtü gibi dikenli yolu güzelleştirmişti. İlkokul sıralarında resim derslerinde çizdiğimiz iki tepenin arasında gözüken köy, bu sefer gerçek ve Bozburun olarak karşımızda duruyordu. Ama doğadaki bu bozkırlığı pembe zakkumlar çok güzel saklıyordu. Bu yürüyüşümüz de hafızama aldığım kayıt pembe zakkumlar oldu. Aşağıya indiğimizde 10 km yol yürümüştük ve öğle saatlerinde teknemize varmıştık. Korktuğumuz bir sıcaklık yoktu, hatta tepelere çıktıkça ensemize esen rüzgar bizi rehavetten kurtardı.



İlk günün güzelliğine şahit olunca, ikinci gün nerdeyse teknedeki herkes yürüyüşe katıldı. Bozburun´dan Kocabahçe koyuna doğru yürüyecektik. Keçilerin bile güneşten kaçıp ağaçlar altında gölgeye sığındığı saatler de biz sıcağa aldırmadan yürüyüşe başladık. Karia yolu boyunca işaretler gözükmektedir, Yılmaz´ın bu parkuru bizden önce geçmesinden dolayı onun yollara koyduğu babalar da parkuru bulmamıza yardımcı oldu. Çıkışta güneş kendini yakıcılığıyla hissettirse de ağaçların tünel olduğu, kayaların patika oluşturduğu keçi yoluna girdiğimizde serinlik bizi kendimize getirdi. Bu yürüyüşte hafızama aldığım kayıt dere yolunda yürüyüp, sarı başakların maviyle buluştuğu yer oldu. Bugün de 7 km lik yolu 2,5 saatte yürüdük. Öğle saatlerinde tekneye çıkıp kendimizi denize atarak vücuttan attığımız mineralleri tekrar almanın vaktiydi.


Üçüncü gün; Kocabahçe den Dirsekbüküne doğru yürüyecektik. Aynı zamanda bir de keşif yolunu deneyecektik. Çünkü rivayet odur ki, birileri Yılmaz´a Dirsekbüküne inen bir patika olduğunu söylemiş. Hatta rivayet odur ki; bu patikadan eşek ile yük de taşınıyormuş. “Biz ki ne keçi yolundan geçmiştik, eşeğin geçtiği yoldan mı geçemeyecektik!!” dedik ve bu keşif yolunu denemeye karar verdik. Kocabahçe´den çıktığımız yola Bozburun´a doğru yürüyüşümüze devam ettik. Mavir tur yaptığınızda ve Bozburun´dan geçtiğinizde; karşınızda dağları görürsünüz. Bu sefer ise dağlar bize tekne, dağlar arasında kendini göstermeye çalışan deniz ise dağ olmuştu. Deniz de iken duyduğunuz iyot kokusunun yerini kekik kokusu almıştı. Mekanda ki bu yer değişikleri bizlere kendimizi iyi hissettirmeye yetmişti bile. Yol ayrımına gelmiştik, sağdan inip denize gidebilirdik, ya da rivayet edilen parkuru deneyebilirdik. Biz ne yaptık, tabii ki keşif yolunu denemeye karar verdik ve sola kıvrılan yola koyulduk karşımızda beliren yabani atlar kendi hayatlarından memnun gezinirlerken gözlerimiz ise bir ayak boşluğu bulma ve patikaya atma derdindeydi. Yönümüz belliydi, yükselmek ve patikadan aşağıya inmekti. Dikenlerin üzerinden atlayarak yukarı çıkabildik ama gördüğümüz manzara karşısında patikayı unutup boşluğa öyle süzülerek inmek istedik bir an. Her yerin yukardan görüntüsü nasıl bu kadar güzel olabilir, bu koy tekneler için güzel bir sığınak, yürüyenler için ise hayranlık uyandıran manzara. Bizler bu manzara karşısında bakakalırken, Yılmaz ise; “ben bu keçileri nasıl aşağıya indireceğim?” derdindeydi 🙂 üzerimizdeki şortlar ile, dikenleri yararak bizi geçirmek istemediği için ( Düşünceli arkadaşımız) dönmeye karar verdik ve bildiğimiz rotadan Dirsekbükü´nün yandaki koyuna geldik. Bu gün de hafızama aldığım kayıt Dirsekbükü´nün yukarıdan görüntüsü oldu. Toplamda 7 km -3 saat yürüdük öğleyin ise teknede güzel bir yemek ve denizin serin suları ile kendimize geldik.

Dördüncü gün; artık bu haftanın son yürüyüşüydü. Yılmaz bizi Bozburun´da yiyeceğimiz soğuk dondurma ile kandırmıştı. Yürüyüşe başladığımızda etrafımızdaki güzellikler yerine dondurmaya şartlanmış bir şekilde yola çıktık. Dirsekbükü´nden Bozburun´a yürüyüp, dondurma keyfinden sonra Germe koyuna doğru devam ettik. Yol ayrımına geldiğimizde keçiler yine ağacın gölgesinde serinlerken biz de güneşin sıcağına aldırmayıp yürüyüşümüze devam ettik. Bozburun da dondurma yiyecektik ne de olsa 🙂 yürüyüşler dondurma keyifler tamamlandıktan sonra 2 km daha yürüyüp tekneye ulaştık. Son 2 gün de sadece denizin keyfini çıkartıp kaslarımızı tuzlu su ile rahatlatacaktık.
7 günlük mavi turumuzun 4 günü Karia yolunda yürüyerek geçirdik. Kahvaltıdan sonra saat 09:00 sularında başladığımız yürüyüşler, öğle vakti son buluyordu. Bedeni yormadan tadında yapılan kısa yürüyüşler bizlere deniz keyfiyle birlikte çok iyi geldi.


KARIA YOLU
Özet;
1.gün; Sığkoy dan Germe Koyuna doğru yürüdük. Bu yürüyüş parkuru gerçekten çok güzeldi. Selimiye´yi yukardan görmek, Bozburun´un pembe zakkumlarla gözüken muhteşem manzarası bizi çok etkiledi.
2.gün; Bozburun´dan Kocabahçe koyuna doğru yürüdük.
3.gün; Kocabahçe´den Dirsekbükü´ne doğru yürüdük. Bu koyu yukardan görmek için bu patikayı kesinlikle deneyin derim. Yol boyunca mis gibi kekik kokusu da sizi sizden alır. 7 km 3 saat
4.gün; Dirsekbükü´nün yanındaki koydan Bozburun ve Germe koyuna doğru yürüdük. 10 km 4 saat
Daha önceki Karia yolu için buraya tıklayınız.