BELGRAD´A 2 GÜNDE NELER YAPABİLİRSİNİZ?

Balkanların en büyük şehri olarak bilinen Belgrad, aynı zamanda Balkanlar ile Avrupa’yı da ayıran bir şehirdir. İçinden Tuna ve Sava gibi önemli iki nehrin geçmesi burayı hem önemli bir şehir yapmış, hem de yeşile doyurmuş.

Şehrin, stratejik konumu böyle iyi olunca tarihi boyunca hep akınlara maruz kalmış. Tarih derken, öyle çok eskiye gitmeye de gerek yok. Yakın tarihte en son 1999 yılında (24 Mart- 1 Haziran) Sırpların Kosova’yı işgal etmesiyle NATO bu şehri bombardımana tutar. Tarihinde 115 kez savaş yaşamış bu şehir her seferinde de toparlanmayı bilmiştir.

  • Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde İmparatorluk ile yönetilen ülke, 1882 yılında kendi krallığını ilan etse de bu durum uzun sürmemiş.
  • 1. Dünya Savaşı sonrasında, 1918 yılında Yugoslavya Krallığı kuruldu.
  • 2. Dünya Savaşında ülke Almanlar tarafından işgal edilince, ülke parçalanarak Yugoslavya olarak varlığına devam etmiştir.
  • 1945-1990 yılları arasında Yugoslavya Komünist partisi bu ülkeyi yönetmiştir.
  • 2001 yılında Yugoslavya adı artık tarihe karışmıştır.
  • 2003 yılında Sırbistan Karadağ olarak anılan ülke, 2006 yılında Karadağ´ın ayrılmasıyla Sırbistan olarak devam etmiştir.
  • 2008 yılında Kosova da Sırbistan´dan ayrılmıştır.

Bu kadar farklı yönetimler ile yönetilen şehir, bu ruhu binalarına da yansıtmış. Yolun bir tarafında Komünist dönemde sadece fonksiyonel olarak inşa edilen estetikten uzak binalar sokaklarda kendilerini belli ederken, diğer bir köşesinde Barok binaları da görmek mümkün.

Şehri ayıran Tuna ve Sava nehirleri, ayni zamanda tarihte de iki imparatorluk arasında sınır olmuş. Zemun bölgesi Avusturya İmparatorluğu tarafında iken, kalenin (Kalemegdan) olduğu bölge Osmanlı yönetimindeymiş. Osmanlı tarafında yaşayan Sırplar, Avusturya tarafına geçtikleri zaman şimdiki Zemunski park olarak bilinen yerde hastalık bulaştırmasınlar diye karantinaya alınıyorlarmış. Karantina döneminde burada yaşayanlar için evler ve kiliseler de inşa edilmiş. Parkı gezdiğinizde işte o zamanlar inşa edilen Ortodoks ve Katolik kiliselerini görebilirsiniz. Ayrıca Zemun, 19 yy da Alman ve Avusturyaların daha çok yaşadığı bölge olduğundan savaş sırasında bombalanmayan tek yer olarak da bilinir.

 

 

Vize istemeyen Sırbistan, Türkler için de cazip bir rota. Yalnız bu yıl TL nin değerinin iyice kaybetmesi, “orası çok ucuz” denilen her ülkeyi artık bizler için maalesef ucuz olmaktan çıkardı. Belgrad için de aynı şeyi söyleyebilirim. Artık öyle ucuz bir ülke değil. Restorana girip bir yemek yiyecekseniz adam başı 80-90 TL ödemeniz gerekecektir.

Free Walking Tour´a katılacaksanız, Cumhuriyet Meydanına ( TRG Republike ) gidip sarı şemsiyeli rehberleri bulabilirsiniz.

Belgrad’a geldiğinizde “Free walking tour” katılmanızı öneririm. Görmeniz gereken pek çok yeri yerel rehberle birlikte zaman kaybetmeden bölgeye ait hikâyeleri ve tarihi dinleyerek geziyorsunuz. Turun sonunda da rehbere bahşiş vermeyi de unutmayın.

Skardja Sokağın girişi

 

Katıldığım, old downtown yani Stari Grad turu (Free Down Town Tour) ; Cumhuriyet meydanından ( TRG Republike) başlıyor daha sonra bohem sokak olarak bilinen Arnavut kaldırımlı Skardja ile devam ediyoruz. Burada ressam, oyun yazarı, şair olarak bilinen Dura Jaksic´in heykeli bulunmakta, bu heykelin önünde rehberden bohem şairin anılarını dinleyip, dedesinin yaptığı rakıyı da içince sokağın ruhunu birden hissediyorsunuz. Bu sokakta, Dura Jaksic’in belki de tüm gününü geçirdiği kafaneler bulunmaktadır. “Kafane” yani içkili, müzisyenlerin çaldığı restoranlar, bizdeki meyhane, Yunanlılardaki taverna kültürü gibi burada Kafane olarak devam etmektedir. Kafanelerin diğer restoranlardan farkı, canlı müziklerin masa masa dolanıp çalınıyor olması. Yemeğe başlamadan önce rakia (bizdeki rakı gibi değil, çok farklı) ikram ediliyor pek çok meyveden yapılan bu içkinin alkol oranı yüksek, aman içerken dikkat.

 

Dörtyol ve Bayraklı cami

 

Skardja sokağından çıkıp, Dörtyol (Dörçöl) olarak bilinen yere geldik, evet Türkçe de söylendiği gibi Sırplar da buraya Dörtyol diyor. Buraya geldiğinizde bayraklı camiyi göreceksiniz, yolun bir tarafı Osmanlı döneminden bina belirirken, yolun diğer tarafı da komünist döneminden kalan mimari estetikten uzak sadece fonksiyonel olarak yapılmış bina göze çarpar.

 

 

Bayraklı camiyi de geçince Kalemegdan yani Kale meydanına geliyorsunuz. Bu kalenin dili olsa kim bilir neler diyecek, kimler geldi kimler geçti ve kimler benim üzerime taş dikmedi ki diyecek. Roma döneminden kalan geniş taşları da bu kalenin üzerinde göreceksiniz, Osmanlının kale duvarını daha da yükseltmek için eklediği taşları da. Belgrad şehrine adını veren beyaz taşları da bu kale duvarları üzerinde göreceksiniz.

 

 

 

Kalede gezerken Victory heykeli kendini gösterecek. Çıplak olan bu heykel yeniden doğuş, yeni başlangıcı sembol etmektedir. Pek çok defa yerle bir edildikten sonra yeniden başlayan bu şehir için anlamlı bir heykel. Heykelin arkası Osmanlının başkenti Istanbul ´a dönükken, ön tarafı ise Viyana´ya bakmaktadır. Sırbistan’ın doğudan çok batıya yönelmek istediğini bu heykel bize anlatmaktadır. Bu şehri gezince bunu da hayli hissediyorsunuz. Belgrad, kesinlikle Avrupa şehri. Kale gezinizi de tamamlayınca, sola dönüp trafiğe kapalı Knez Mihajlova caddesine geçip güzel bir kahve içip dinlenebilirsiniz.

 

 

 

 

Trafiğe kapalı Knez Mihajlova caddesi

 

Öğleden sonra “free walking tour” turundan Zemun turuna katıldım. Buluşma yeri Cumhuriyet Meydanı, buradan grup ile otobüse binip köprünün öteki tarafına geçiyoruz. 80´lerde burası pek güvenli bir bölge olarak anılmazken şimdi ise güvenle gezeceğiniz, Tuna nehri etrafında keyifle yürüyüş yapabileceğiniz bölge. Bu bölgede, Avusturya döneminden kalan binaları görmek mümkün. Zemun’da; Sava nehri Tuna ile birleşir ve akışını Tuna olarak devam eder. Nehir etrafında yeşil bölgeler ve parklar bulunmaktadır. Burada bisiklete binebilirsiniz, ayrıca nehir üstünde hosteller de var ve yazın bu şehre giderseniz yüzen hostellerde kalmak keyifli olabilir.

 

 

Şehri şöyle yukarıdan görelim derseniz, Gardenish tepesine doğru yürüyüp, Gardos kuleye çıkabilirsiniz. Buradan Tuna´nın salınarak akışını ve şehri seyredebilirsiniz, bu sefer de içinde gezdiğimiz kaleyi karşıdan görme fırsatı bulacaksınız. Belgrad da Istanbul gibi tepelerden oluşuyor, rehber tarafından Belgrad´ın 4 farklı tepeden oluştuğunu öğreniyoruz. Gardenish de bunlardan biri.

Nehir kenarında balıkçı restoranları bulunmakta, tatlı su balığı denemek isteyenlere bilgi olsun.

 

 

BELGRAD NIKOLA TESLA HAVALIMANINDAN (BEG) ŞEHİR MERKEZİNE TRANSFER

Havalimanından çıktıktan sonra sol tarafınızda A1 minibüslerini bulacaksınız. İşte, A1 numaralı minibüsler ile Slavija Meydanı’na kadar gidebilirsiniz, bu meydan şehir merkezi olan Cumhuriyet Meydanı’na yaklaşık 1 kilometre uzaklıktadır.

BELGRAD´DA NEREDE KALABİLİRİM

Bu daha çok kişinin bütçesine göre değişebilecek bir durum. Ben hem ekonomik, hem de ulaşımı kolay bir otel aradığım için Hotel Slavija´da kaldım.

Siz de, A1 minibüsünden  indikten sonra valizler ile bir yere gidemem diyorsanız, Slavija meydanın hemen karşısındaki Hotel Slavija´da kalabilirsiniz. Otel oldukça ucuz ( 3 gece için 42 € ödedim) temiz, kahvaltısı ise sıradan. Zaten ucuz bir otelde iyi bir kahvaltı beklemek de ayıp olurdu.

Yazın bu şehre gidecekseniz, Tuna nehri üzerinde hosteller var, burada da kalabilirsiniz.

Bu oteller köprünün öteki tarafı Zemun bölgesine düşüyor. Buraya havalimanından servisler yok. İster A1 minibüsü ile Slajiva meydanına gidip buradan taksiye binebilirsiniz. İster havalimanından direk taksi ile bu hostellere gidebilirsiniz. Seçim sizin:)

 

 

 

Slajiva otelinde kalacak iseniz, bu otel Nicokala Tesla müzesine de çok yakın, paskalya döneminde bu şehre gittiğimden müze kapalıydı. Ben gitme fırsatı bulamadım.

Eğer bu otelde kalırsanız, karşıdaki Kralja Milana caddesini takip ettiğinizde 1 km uzaklıktaki Cumhuriyet Meydanı´na varacaksınız. Kralja Milana caddesinin sol tarafında Avitar kahveciyi gördüğünüzde buraya uğradan yolunuza devam etmeyin. Eğer vaktiniz yoksa bir espresso, vaktiniz var ise 3. dalga demleme kahvelerden Chemex deneyin derim. Bu sözüm kahve içmeden ayılamam diyenlere.

 

 

 

Bu kadar yazıyı okuyamam diyorsanız, işte size özet küçük bir liste;

Belgrad´a gelince yapılacaklar;

  • Free walking tour katılmak. Down Town turu kesinlikle kaçırmayın.
  • Skardja bohem sokakta vakit geçirmek. Kafanelerde bir akşam yemeği yemek.
  • Rakia içmeyi unutmayın.
  • Kalemegdan´a gidip, kale içinde yürümek.
  • Zemun bölgesine gidip, Tuna nehri boyunca bisiklete binmek.
  • Zemun bölgesinde Gordos kuleye çıkıp, şehri yukardan seyretmek.
  • Sava nehrin üzerinden hostellerde kalmak.
  • Nikola Tesla müzesine gitmek.

Belgrad´da Fiyatlara gelince;

Nicola Tesla Havalimanı – Şehir merkezine transfer: A1 otobüsü :300 dinar

Hotel Slavija : 42 € (3 gece için)

Uçak: Pegasus´un promosyonundan aldım; 392 tl

Günlük otobüs bileti : 290 dinar

Coffe exp:150 dinar

Cappicuno:190 dinar

Chemex: 230 dinar

Yemek: et yemeği 70-900 dinar arası değişiyor.

Bu arada musluk suyu içiliyor bilginiz olsun boşuna suya para ödemeyin.

 

 


Yorum bırakın