Bir yıl içinde 5 yarı maraton yapınca yoruldum. Koşmaktan çok disiplinden yorulmuştum ve bir süre dinleneyim dedim. Bu bir süre oldu 1 yıl. Baktım ki bir koşuya kayıt olmayınca tekrar koşmak için disipline olamıyorum o zaman koşuya kayıt olmalıyım diye düşünürken, Meltem arkadaşım “Dalyan Caretta Koşusu’na gidiyoruz gelsene” deyince, üzerimdeki üşengeçliği bir kenara bırakıp hemen internetten kaydımı yaptım.
Koşu 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda olacaktı. Dalyan Caretta Koşusu ve Cumhuriyet koşusu için Dalyan´a gitmek, yazın son deniz fırsatını değerlendirmek için de çok iyi olacaktı.

Sezon sonu olması nedeniyle otellerde de yer bulmak kolaylaşmıştı. Organizasyon bazı otellerle anlaşma yapmıştı ve bu tarihlerde uygun fiyata kalabildik. Tarih belli olunca uçak biletini de önceden ucuza alma fırsatını yakaladım. Bir hafta sonu tatili, hafta sonu koşusu ve aynı zamanda yılın son deniz keyfini de taçlandırmak için Dalyan´a gitmeye değerdi.

Bizim ekibin koşu kadınları farklı saatlerde uçak biletlerimizi almış olsak da Cuma günü hepimiz Dalyan’daydık. Otelimiz, kral mezarlarının tam karşısındaki Longhouse In Hotel’di. Hepimiz otelde buluştuk.
Hayri Bey’in misafirperver cana yakın karşılamasıyla sabah uykusuz geçen uçak yolculuğunu ve transferlerin yorgunluğunu bizlere unutturdu.

Yoldan yorgun gelmişiz, bizim planımız koşu kitlerini alıp, akşam makarna yiyip dinlenmek ama Hayri Bey önümüze öyle seçenekler sundu ki, oturmaya mı geldik deyip hepimiz hareketlendik. Otelde kalan tüm koşu ekibi tekneye bindi ve Dalaman çayından, sağımıza da kral mezarlarını alarak, Köyceğiz gölüne doğru süzüldük. Carettaların yumurtlamak için geldiği ünlü İztuzu plajına geldiğimizde Ekim ayının son günleri olmasına rağmen deniz ve güneş tüm çekiciliğiyle bizlere göz kırpıyordu. Belki de bu yılın son denize girme fırsatıydı, fırsatı değerlendiren kendini denize attı. Buradan ayrılıp Kaunos antik şehrine gittik, Hayri beyin engin tarih ve mitoloji bilgisi güzel anlatımıyla da birleşince antik kent gözümüzde canlanır hale geldi.

Grup koşu kitlerini almak için sabırsızlanıyordu, merkeze gidip yarış kitlerimizi aldık. Dalyan’a Türkiye’nin pek çok yerinden bu koşu için yaklaşık 600 kişi gelmişti. 1 yıl koşuya ara vermiş kişi olarak koşan bu kadar kadın ve erkeği bir arada görmek beni daha da heveslendirdi. İyi ki gelmişiz…

Her koşu organizasyonunda olmazsa olması makarna partisi burada da vardı, ama Dalyan Caretta Koşusu’na ek olarak keşkek de vardı. Yemekler yendi, koşu kitleri alındı artık sırada dinlenip uyumak ve ertesi günkü koşuya hazır olmak vardı.
Hayri Bey daha önce otelinde hiç koşucu ağırlamadığı için koşan kişilerin durumunu da bilmediğinden tüm samimiyetiyle “koşudan sonra ne hazırlayım sizlere, koşu sonrası ne yiyip ne içersiniz?” diye sormayı da ihmal etmedi. Biz koşarken bizleri düşünen birilerinin olması güzel tabii…
Koşu günü; 21K saat 15:45 de, 14K da saat 16:00 da start aldı. Uzun süre ara verdiğim için ben de 14 Kya kayıtımı yaptırmıştım. Koşu öncesi emanet yeri de başlangıç noktasının hemen yanındaydı, gene sıra beklemeden hemen çantamızı teslim edip, koşu başlangıç noktasında yerimizi aldık.
Start verildi, yavaş tempoyla başladık koşuya, düz, nerdeyse hiç eğim olmayan yolda- bunu sevinerek yazıyorum :)- İztuzu plajına doğru koşmaya devam ettik.
Yol üzerinde, şalvarlı teyzeler hoş geldiniz diyerek ve alkışlayarak bizi selamlıyorlardı. Kasabanın ilk koşu organizasyonuydu. Belki de hayatlarında ilk kez bu kadar koşan insanı bir arada görüyorlardı ama o şalvarlı teyzeciğim sandalyesini kapısının önüne koyup, kasabasına gelen koşucuları da selamlamak için yerini almasını da bilmişti. Benden de bir alkış onlar için ….
Yolumuz düz, sol tarafımız dağlık, sağ taraf Sulungur gölü, güzel manzara eşliğinde koşuya devam ettik. Bu manzarayı biz koşarak seyrederken, yöre halkı da yol kenarlarında çayını içmek için gelmişti. Start verildiğinde Vali “koşarken etrafınıza da bakmayı unutmayın, nar bahçelerini güzel manzarayı da görün” diye uyarmıştı. Uyardığı nar bahçeleri yolun sağında gözüktüğünde, sıcaktan yorulan bizlerin gözü bu nar ağaçlarını görmek yerine dönüş rotasını arıyordu. 3 km de bir su istasyonu vardı, bunlardan hiç birini es geçmedim, kah içtim kah başımdan aşağıya döktüm. Başımdan aşağıya dökünce rahatlıyordum, dökülen su ağırlık yapıp hızımı yavaşlatsa da buraya hız denemesi için gelmediğimden benim için önemli değildi.
7 km den sonra dönüşe geçince artık yolun yarısının bitmiş olmasının beyne verdiği mesaj “koşunun yarısı bitti, diğer yarısı da biter”. Bu mesajın da gelmesiyle tempomu düşürmeden koşmaya devam ettim. Aynı rota üzerinden bu sefer ters istikamete devam ettik. Yol üzerinde nerdeyse hiç eğim yoktu. Böyle bir koşu sadece Haliç yarı maratonunda var galiba başka da ben bilmiyorum. Benim için en güzel rota eğimi olmayan rotadır. 🙂

14 km yi 1 saat 31 dk bitirmiştim, sadece son 500 mt kendimi zorladım, diğer parkuru zorlamadan koştum. Son 500 mt yi de hızlı geçmemim sebebi, birilerinin bana hadi hızlan demesiydi. Bu kişiyle parkurun 10.cu km de ayağı kasılıp yürürken son 4 km kaldı hadi dediğimde son kmleri onunla koşmaya başlamıştık. Son 500 mt´ye geldiğimizde hadi deyip beni hızlandırdı herhalde birileri hadi demeden benim hızlanacağım yoktu.

Bizim otelde kalan koşuculardan derecelere girenler bile oldu. Kimileri nasıl tamamlarım diye düşünürken koşunun sonunda baktık ki, 50 yaş kadın kategorisinde, 40 yaş erkek ve 30 yaş kadın kategorilerinde dereceye giren arkadaşlarımız vardı. Hepsini tebrik ediyorum.
Bu kadar koştuktan sonra gidip uyumadık tabii ki, akşam da Shantel konseri vardı. Kalan enerjimizi de bu konserde harcadık.
Uzun bir ara sonunda koşmak çok iyi geldi. İlk kez olmasına rağmen böyle bir başarılı organizasyon yapılmasından dolayı yetkileri gerçekten kutlarım. Organizasyon ertesi gün de devam etti, koşudan yorulan kaslarımız için Iztuzu plajında yoga yapıldı.
Seneye ben yarı maraton için tekrar Dalyan´a gideceğim. Sizler de şimdiden takviminizi belirleyin Ekim ayının son haftasına plan yapmayın ve koşu için Dalyan´a gelin…
Dalyan;
Dalyan´da nerede kalalım diye sorarsanız, kesinlikle Longhouse inn hotel derim. Halil Bey, size çok güzel bakar, yalnız hissetmezsiniz.

Ne yiyelim derseniz, mavi yengeç deneyin derim. Teknelerde 10 tl ye satılıyor.
Kahve ce Cheesecake için de Latika Cafe yi önerebilirim. Burada kesinlikle cheesecake yemeyi unutmayın bence.