Küba´da 7. günümüz. ( 4 kasım 2015)
Bugün de Cienfuegos’dan ayrılıp, Küba devriminin kaderini değiştirdiği şehir olarak bilinen Santa Clara´ya gidiyoruz.
Taksiciyle 1 gün önce anlaşmıştık. (taksiye 4 kişi için 50 cuc verdik)
Bu sefer bineceğimiz taksi 1959 yılı Pontiac dı. Nerdeyse 1 haftadır eski arabalarla yolculuk ediyoruz ama eski dediğime bakmayın hiçbiri bizi yarı yolda bırakmadılar.

Cienfuegos’ dan ayrıldıktan 1 saat sonra Santa Clara’daydık. Bu şehrin önemine gelince, Che ve arkadaşları bu şehirde, Havana´dan gelen silah dolu treni durdurup ele geçirmiş ve bunun sonucunda da , diktatör Batista kaçmak zorunda kalmış. Bu yüzden de bu şehir zaman içinde önemini korumuş. Buraya gelince Che Guevara’nın mozolesini görüp Che’ nin kişisel eşyalarının sergilendiği müzeyi gezdik. Mozolede “sonsuz” anlamını taşıyan ateş, Che ve bağımsızlık için canını feda eden arkadaşları için yanmaktadır.


Küba´yı gezince, hiç bir şeyi dert etmeyen her şeye “NO PROBLEM” diye karşılık veren Kübalıları gördüm, mutluydular ama gerek Havana’daki müze, gerek Domuzlar Körfezindeki müze gerekse Santa Clara’daki müze; hepsi de gösteriyor ki, şu andaki imrendiğimiz Kübalıların hayatları öyle kolay elde edilmemiş. İmrendiğimiz diyorum, evet büyük şehirlerde yaşayan bizler farkına varmadan sistemin içinde yok olup gidiyoruz ve bu hayatı görünce imreniyoruz ama onlar da bu yaşadıkları hayattan memnun değiller. Herşeye NO PROBLEM gözüyle bakmak öyle kolay değil bunu bile bilmiyorlar. Neyse yaşayınca görecekler.
Kübalılar, bu zamanda bu hayatlarından çok memnun olmasalar da bence hayatın, ruhun, bedenin ritmini yaşıyorlar ancak bunun kıymetini bilmiyorlar. Bu devrimde pek çok kişi canını kaybetmiş. Şu an bile bu devrimden dolayı pek çok turist bu adayı ziyaret ediyor ve ülke geçmişinden para kazanıyor. Hala devrimin meyvesini yemelerine rağmen, pek çok Küba’lı da devrimden mutlu değil bu ülkeden kaçmak isteyen pek çok Kübalı var.
Santa Clara’da görülecek başka bir şey olmadığı için burada kalmayıp buradan direk Trinidad’a geçtik.
Buraya gelmek isterseniz burada kesinlikle kalmayın derim, yarım günde müzeyi gezin ve hedefiniz Trinidad olsun.

Küba´da 7. Günümüz ve adasının ortası olan Trinindad´dayız. 19. Yy da şeker ve köle ticaretinin yapıldığı bu yer şimdi ise UNESCO koruması altında. Taksici, Santa Clara´dan ayrıldıktan 2 saat sonra Trinidad’ayız dediğinde oh geldik dedik ama taksi yukarı çıktıkça çıktı . İçimden “ bu adam nereye gidiyor” derken renkli evlerin olduğu, masalsı bir köyün içinde bulduk kendimizi evet Trinidad tepede bir köy.

Zamanında İspanyol sömürgesi olduğunu ara sokaklarda, Arnavut taşları üzerinde geçerken hissediyorsunuz. Taksiyle dolanıp, uygun oda bulduk. (25 cuc 2 kişi)
Eşyalarımızı bırakıp, sokaklarda dolanmak ve etrafı keşfetmek için dışarı çıktık. Renkli binaların şehre kattığı ahenk fotoğraf makinasıyla bunu da çekeyim bunu da çekeyim dedirtiyor insana.

Yürüyüşümüzden yarım saat sonra başlayan yağmur, bizim için sığınacak bir yer bulmak anlamına gelse de sokaktaki Kübalılar için, Arnavut kaldırım taşları arasında biriken sularda dans edip, şarkı söylemek anlamına geliyordu. Hiçbir şeyleri yok bu insanların ama onlardan da mutlusu yok bizim gözümüzde.


Küba da 8. günümüz. ( 5 Kasım Perşembe)
Sabah her zamanki gibi erken kalkıp Ancon plajında dalış yapmak için taksiye bindik. (Taksi 8 cuc, kişi başı 2 cuc ödedik.)
Ancon plajı, Karayip denizinde uzun bir sahil, 8 gündür oradan oraya gidiyoruz sahil kenarında oturup dinlenmek ve biraz da yüzmek herkese iyi gelecektir.

Sahil kenarında bir dalış merkezi bulunuyor. Kendileri ile görüşüp dalış yapmak istediğimizi söyledik, biraz beklememizi ve yer varsa bizi alacaklarını söylediler. Neyse ki yer varmış.

Bu seferki dalış kıyıdan olmadı. Bot ile resiflerin olduğu yere gittik. Gidene kadar midem alt üst oldu, ney seki denize atlayınca geçti.
Resif boyunca aslan balığı, sarı ve mavi prenses balıkları, zebra balığı gördüm. Orfozun küçükleri etrafta dolanıyor. Vatozun akrabası olan yassı balıkları da görmek mümkün . Bence çok zengin bir resif değil. Gene de buraya gelmişken ve dalış defterinizde Küba sularından bir mühür bulundurmak istiyorsanız bence denemeye değer.

Dalış sonrasını sahilde geçirdik. Hava bulutlu olunca güneş de kendini pek göstermeyince kumsalda uzanmak denize girmek daha kolaylaştı. Kokteyl ile kahve aynı fiyat olduğu için Küba da çoğu zaman kokteyli tercih ettim. Bu saatte kokteyl tercihimizden dolayı Dutch arkadaşlar için alay unsuru olduk. Ne yapalım kahve 2 cuc , pina colada 3 cuc. Siz olsa hangisini içerdiniz?
Trinidad’da akşam,; Küba’dayız tabii ki salsa yapılan Casa de la Musica’ya gittik.

( Giriş 1 cuc mohito 3 cuc.) Burasını biraz Antalya’da tatil köylerinde turistleri eğlendirmek için yapılan animasyonlara benzettim. Bir grup çıktı, müzik eşliğinde salsa yapan insanlar evet kendi ülkelerinde salsa dersi alanlar artık kendilerini burada gösteriyorlar. Sonrasında ise yerel kıyafetleri ile yapılan gösteriler. Bana çok hitap etmedi ve ortamdan sıkıldım, yapay geldi. Hep erken gelen uykumuz 8. günümüzde 23:30’a kadar dayandı. İlk defa bu kadar geç uyuduk.

Küba´da 9. günümüz. ( 6 Kasım 2015)


Bugünde Dutch arkadaşlar birlikte, Sendero Caburni´ye gitmeye karar verdik. Buraya gitmek için 4×4 bir arabaya ihtiyacınız var, taksiciler ile görüşüp aracımızı ayarladık.( 35 cuc araba 3 kişi bölüştük.) Arkası açık arabanın kasasında oturarak bu sefer de yeşil Küba´yı seyrederek yükseldik de yükseldik. Şimdi anladım neden böyle bir arabaya ihtiyacımız olduğunu. 1 saat sonra milli parktaydık ( içeri giriş 9 cuc )


1 saat aşağı doğru yürüyüş sonunda şelalenin olduğu yere geldik, bu sıcakta burası cennet. Bu kadar terlemişken hemen soğuk suyun içine atladık.

İnmek iyiydi ama bir de bunun çıkışı var. Çıkışlarda orta yerde doğal bir kahve var adam taze sıkma portakal suyu satıyor. Serap gibi, bir bardak portakal suyunu nasıl diktiysem hemen kendime geldim.

Başlangıç yerine geldiğimizde ise bizi getiren arkadaş burada bekliyordu. Buradan ayrılıp vadiyi yukarıdan göreceğimiz seyir yerinde mola verdik.



‘SANTA CLARA VE TRINIDAD’ için 2 yanıt