Viñales

2.Gün 30 Ekim 2015 Cuma/ Vinales

IMG_9822

 

Dün ayarladığımız taksici bizi sabah 08:30 da kaldığımız otelden almaya geldi. Bineceğimiz araç yeşil renk bir Chevrolet ve arabayı ilk gördüğümde “bu arabayla 3,5 saat uzaklıktaki yere mi gideceğiz” diye düşünmeye başladım. Diğer 2 kişiyi de otellerinden aldıktan sonra Vinales’e doğru Havana´dan ayrıldık. (taksi ücreti kişi başı 15 cuc. )

IMG_0265

Havana’nın ara sokaklarından diğer kısmına geçtik.  Sabahın erken saatlerinde bir çok kişi sokaklardaydı. Şehrin dışına çıktığımızda ise yeşil Küba sağımızda ve solumda uzanıyordu.  Her yer yemyeşil. 3,5 saat sonra Vinales´teydik.  50 yıllık bu araba bize hiç sorun çıkarmayarak, baştaki kaygımı boşa çıkartmış oldu.

IMG_0001

Burası için otel rezervasyonu yapmamıştık. Nerede kalalım diye düşünürken taksinin durduğu yerde filmlerden çıkmış gibi duran Küba´ lı orta yaşlı bir kadın kapımızı açtı ve “15 cuc oda var dedi”. Biz de bu fiyatı duyunca hemen ok dedik ve hiç zorlanmadan oda bulmuş olduk. (Kahvaltı dahil 20 cuc. Kahve 1 cuc. )  Planımız burada 1 gece kalmaktı, fakat Havana´nın kalabalığından sonra buradaki huzuru ve sessizliği o kadar çok beğendik ki,  gezilecek yerleri  de 1 güne sığdıramayız diye 2 gece kalmaya karar verdik.

 

Burası turistlik bir yer olunca hemen turistler için hazırlanmış turlar size sunuluyor. Kaldığımız kişi “at ile vadide dolanmak ister misiniz?” diye sorunca. Biz de olur dedik (3 saatlik tur 10 cuc). Turu düzenleyen kişi bisikletiyle geldi. Atla gezineceğimiz yere gitmek için 1-2 km gitmemiz gerekiyordu, gelen kişi bisikletini bana verdi ve ilk dikkat etmem gereken bisikletin freninin çalışıp çalışmamasını kontrol etmek oldu. Çok şükür ki çalışıyordu ve kendisi arkadaşım  Gülender ile birlikte arkamdan yürüyerek geldiler.

Çiftliğe geldiğimizde, bizi gezdirecek kişi ile tanışıp atlarımıza binip yola koyulduk. Yol boyunca atların işemesine gaz çıkarmasına hazırlıklı olun. Atın işemesi öyle köpeğin işemesi gibi değil, bir tomanın suyunu boşaltması gibi düşünün. Bu kadar idrarı nerde tutuyor bu hayvan?

IMG_9820 IMG_9818

IMG_9925

Yol o kadar huzur verici ki “iyi ki buradayım” dedim, İyi ki de Vinales’i rotamıza kattık. Rehber önde biz arkada at üstünde ilerlerken, ilk molamızı puro yapan çiftlikte verdik. İçeri girdiğimizde iki kişi bizi bekliyordu. Turist karşılamaya alışmış bu kişiler yaptıkları puronun organik olduğunu savunup purolarını satışa sundular. 40 cuc dan başlayan fiyatlar 20 cuc lara kadar iniyorlar ama bu fiyata indirmek de oldukça güç. Pazarlığı sevmeyen ben, bu işi Gülender’e bıraktım. Belki 10 cuc da alınabilinir ama bu pazarlığı yapacak zamanınız ve sabrınız olmalı. Tavsiyem burdan puro almayın çünkü aldığınız purolar legal yerden almanız gerekiyor ve fişleri olması gerekiyor. Maalesef biz bu bilgiyi puroları aldıktan sonra öğrendik. Daha sonra bize, havalimanında yakalarlarsa el koyabiliyorlar diye söylendi ama biz havaalanında dönerken hiç bir sorun yaşamadık. Denemesi sizden….

 

Puroları çantaya koyduktan sonra buradan ayrılıp bu sefer de şeker kamışından yapılan içeceklerin servis edildiği ve kahvenin üretildiği doğal kahvehaneye gittik. Hindistan cevizi ve bal ile yapılan başka bir içecek de denedik. Burada tüm içeceklerin içine rum koyuyorlar. Rumlu içecekler sonrasında burası bize o kadar iyi gelmeye başladı ki  oturdukça oturduk.

Buraya oturmaya gelmedik değil mi deyip atımıza binip yolumuza devam ettik. Bu sefer de gölün olduğu yere geldik göl tamamen çamurlu. Bize yüzebileceğimizi söyledikleri suya biz ancak ayaklarımızı sokabildik.

3 kez mola verdikten sonra dönüş yoluna geçtik. Çamurlu yollardan bata çıka geçtiğimiz yoldan geri dönerken bir an için bu at çamura devrilir mi acaba diye de aklımdan geçmedi değil.

Dinlenmelerle birlikte at üstünde 4 saat süren huzurlu yolculuk başladığımız yerde bitti. ( bu tur 10 cuc.)

Akşam yemeği için kaldığımız yere sipariş verdik. Bizim için hazırladıkları; önce potaje dedikleri  siyah fasulyeden yapılmış bir çorba geldi, tadını ben çok beğendim. Daha sonra ise istakoz- lobster- bu akşam yemeği için  10 cuc-10 usd- ödedik.

Ertesi gün 31 Ekim Cumartesi;

IMG_0680

Bu sefer de “mural de la prehistoria” yani tarih öncesi duvar resmini görmeye gidiyoruz. Adına bakmayın, 1961 Yılında Castro’nun  izniyle iplere bağlı şekilde işçilerin yaptığı bir çalışma. Rengarenk 120m. yükseklikteki ve 180 m. genişliğindeki bu çalışmayı görmek için 4 km yürümemiz gerekiyordu.

Nasıl gideceğimizin tarifini de aldıktan sonra yürümeye başladık.

 

IMG_0342 IMG_0346

IMG_9929IMG_9823

Vinales’de yol boyunca renkli renkli tek katlı evler bulunuyor ve evlerin çoğunun da kapıları açık. Bu evlerin pencerelerinde cam yok,  içeride sizi görenler el sallayarak selam verebilirler. Bu arada Küba da selamlaşma uzaktan öpücük şeklinde oluyor, birilerine gülerseniz size öpücük gönderebilir, siz de öpücük ile karşılık verebilirsiniz normal bir durum, şartlanmalarınızı yıkın bu ülkedeJ

IMG_9821

Vadiye gitmek için sola döndüğümüzde asfalt yolda yürümeye başladık yanımızdan geçen at arabaları bizleri solladıkça acaba bunlara binsek mi diye düşündük. Neyse mural art’a yaklaştığımızda arkadan gelen Gülender bir at arabasına binmişti, beni de yolda aldılar. At arabasına bindiysek bizim minibüs hattı gibi adam kişi başı 2 cuc ödeyeceksiniz dedi,. Bizde adam başı 1 cuc öderiz dedik o da tamam dedi ne desin ki !!!. Bu sefer adam kolumdaki bilezikleri beğenip bana verir misin dedi arkadaşımın hediyesi olduğunu söyleyince tamam dedi. Burada herkes sizden birşeyler isteyebilir, buna hazırlıklı olup onlara vereceğiniz şeyleri yanınızda getirin ( sabun, kalem, çakmak gibi..).

At arabası ile vadiyi yukarıdan göreceğimiz ve vadi manzarasını seyredeceğimiz yere geldik. Manzara muhteşem, yeşilin ortasında cennette gibi hissedebilirsiniz. Burada isterseniz at ile vadide de gezinebilirsiniz ( 4 saati 15 cuc) . Biz dün at turu yaptığımız için bugün yapmak istemedik.

IMG_9836

 

Biraz dinlendikten sonra dönüş yolu için bu sefer at arabasıyla köyün girişine kadar gittik. Gene para konuşuyor, iki kişi için 5 cuc ödedik. Dönerken mural art’ı en iyi göreceğimiz yere gittik ve tarih öncesi adı verilen bu art yeşilin arasında rengarenk olarak kendini gösteriyor.

IMG_9825

At arabası bizi köye yakın yere bıraktıktan sonra, öğleden sonrası için cueva del indio yani yerli mağaranın olduğu yere gitmek için taksiyle anlaştık, 7 km uzaklıkta isterseniz yürüyebilirsiniz. Sıcak havada yürümek yerine 8 cuc vererek buraya gittik. Mağaranın içine girmek için de 5 cuc ödedim. 15 dk mağara içinde yürüyüş sonunda bota biniyorsunuz. Bot sizi mağara içinde, mağaranın diğer çıkışına götürüyor. Sarkıkların oluşturduğu değişik şekiller var. Kimi balık şeklinde kimileri ise timsah, bunları ise rehber size gösteriyor.

 

Köye indiğimizde, Akşam yemeğini yine kaldığımız yerde yedik, bu sefer balık sipariş vermiştim. Balık fiyatı 9 cuc.

Akşam karanlık olunca parkta dolanalım dedik ve parkta bankta otururken, yanda bir adam tezgahta mohito yapıp sattığını gördük. Polis geldi ve ben “tamam” dedim “adamı yakalayacaklar, adam da kaçmaya çalışacak”. Ama öyle olmadı. Polis geldi, adamın elini sıktı; naber, nasılsın gibi konuşup gittiler. Satıcı da bize döndü “mohito ister misin” diye sordu. Bizim Caddebostan Parkında çay ister misin diye soruyorlar ya, işte öyle mohito sordu ama bize. Küba’ya insanlar neden bu kadar çok geliyor şimdi anlayın….

Yarın için taksimizi de ayarladık. Playa larga ya gidiyoruz. ( 30 cuc kişi başı.)

 


Viñales’ için 2 yanıt

Yorum bırakın