Etkinlik tarihi: 15-16 Ağustos 2015
Hani tüm işimizi bir çırpıda yapmak isteriz ya; iki dakikada yemek, hızlı alış veriş vs. Ben yazın Uludağ’ına çıkıp zirve yapıp gelmeyi de bu listeye ekledim.
Bir çırpıda zirve yap gel. İşte bir akşam evden yola çıkıp, sabaha doğru Uludağ’da zirve yaparak öğleden sonra evde olacağınız zirveli bir rota. Tabii ki yaz ayları için bu geçerli.
Uludağ’ı çoğu kişi kayak merkezi olarak bilir. Pek çok kişi de Uludağ’ da kaybolan kayakçıların ya da dağcıların haberleriyle bu dağın adını duymuştur. İstanbul sıcağında koşamayınca, kondisyonumu kaybetmemek için hafta sonu Istanbul yakındaki dağlara çıkarak form tutmaya çalışıyorum.
Kadıköy’den arabaya bindikten 5 saat sonra, dağın eteklerindeki oteller bölgesinde olduk. 1900 metrede bulunan oteller bölgesine kadar arabayla geldik. Dışarı çıktığımızda hava çok soğuktu, Ağustos sıcağında bunalmış biri için bunu gülümseyen bir ifadeyle yazıyorum, hava buz gibiydi. Üstümüze havaya uygun kıyafetler giyinip, 02:15 de kafa fenerlerimizin aydınlattığı yolda Cem’in rehberliğinde yukarı doğru çıkmaya başladık. Yol hafif rampa, rakımın çok yüksek olmaması ve havanın da yürüyüşe uygun olmasıyla bu rampayı çok kolay çıktık. Yol taşlık ve bilek boyunu geçen bitki örtüsü yok. 1900 metreden 2100 metreye kadar tırmandık. Sonrası düzlük alan ve zirveye çıkmak hiç de insanı yormuyor. Nefesimiz kesilmiyor. Bazen alay ederiz ya dağa çıkarken hayıflanana, “Londra asfaltı mı burası tabii ki yorulacaksın”. İlk kez bu dağa çıkarken evet dedim kendime, Londra asfaltında yürüyorum:) Çok dik çıkmıyoruz, geniş alanda karanlıkta sadece bastığımız yeri görerek ve Cem’e de güvenerek zirveye doğru ilerliyoruz. Amacımız gün doğumunu zirvede yakalamak. Öyle bir kaptırmışız ki saat 05:30 da zirvedeydik, 2543 metre zirveye yaklaşık 3 saatlik yürüyüş sonunda ulaştık. Gökyüzünde perde açılır gibi ince bir aydınlık var. Güneş daha ortada yok, hava soğuk, bekliyoruz.
Biz burada usulca güneşin doğuşunu beklerken kim bilir dünyanın öteki ucunda ki insanlar güneş batarken hangi telaştadırlar. Soğukta oturup güneş ha çıktı ha çıkacak diye beklerken, akşam babasının eve gelmesini bekleyen küçük çocuklar gibi sabırsızdık. “Gecikti, çıkmıyor, kızıllaştı her yer, geliyor sanki, evet sonunda kırmızı yuvarlak şey gösterdi kendini “ derken güneş doğarak her yeri kızıla boyadı, bulutları dağıttı etrafına ve sonunda tüm güzelliğini gösterdi bizlere. Bizler bu anı sizlere de göstermek için kameralarımızın deklanşörüne dokunduk.
Zirvede nerdeyse 1,5 saattir bekliyorduk. Yemek yiyip sıcak çaylarımızı içtikten sonra gün de ağarınca, görmeden çıktığımız rotayı bu sefer aydınlıkta inmeye başladık. Dönüş yolunda Uludağ´ın 2500 metredeki küçük zirvesini de yaptık. Zirvede yıkık dökük bir yapı var. Buraya bunu görmek için çıkmadık elbette ama manzara müthiş ve kümülüs bulutların olağanüstü görselliği de manzarayı ayrı güzelleştiriyor.
Hava yavaş yavaş ısınmaya başlamıştı. Dönüş yolunda, ekmeğini sırtlayıp dağda vakit geçirmek isteyen kişilere rastladık. Uludağ aynı zamanda Bursa´da yaşayan gençlerin şehirden kaçış rotası.
Doğa her zaman insanı eğitir ve geliştirir. Hep derim ki kendinizi kötü mü hissediyorsunuz? Çıkın doğaya, o sizi temizler, şarj eder.
Aracın bizi bıraktığı yere indiğimizde saat 10:30 idi ve toplamda 18 km yürüyüş yaptık.
Akşam 21:00’da evden çıkıp, ertesi sabah 05:30 da 2.543 metre zirvede gün doğumu seyredip öğleden sonra da evde olmak. İşte size bir çırpıda zirve, omlet tarifi gibi…

![20289_10203596307708482_8900736184343651655_n[2]](https://yolumduserse.com/wp-content/uploads/2015/08/20289_10203596307708482_8900736184343651655_n2.jpg?w=748&h=561)

![11887844_10203596311868586_6740554833635456623_n[1]](https://yolumduserse.com/wp-content/uploads/2015/08/11887844_10203596311868586_6740554833635456623_n1.jpg?w=300&h=225)









![11885393_10203599765194917_2111818186842135514_n[1]](https://yolumduserse.com/wp-content/uploads/2015/08/11885393_10203599765194917_2111818186842135514_n1.jpg?w=748&h=499)
“ULUDAĞ” için bir yanıt