HASAN DAĞI 3.268 mt

Faaliyet tarihi: 8-9 Ağustos 2015

hasan dağı

Hasan Dağına kimbilir kaç kere gittim. Üniversitedeyken eğitim için, Hasan arkadaşımızın doğum günü için, geçen hafta sonu için ise Demavend Dağına çıkmadan önce idman için.

İran’daki arkadaşıma Hasan Dağına gidiyorum deyince, Hüseyin dağı da yok mu diye gülmeye başlamıştı. Hasan ve Hüseyin isimleri onlarda da olduğu için bir dağa bu ismi vermek kendisine komik gelse de; eskiden bu dağda yaşayan Hasan isimli evliyanın adı verilmiş ve bu dağ pek çok türküye de konu olmuştur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu zamana kadar çıktığım dağlarda zirve öncesi kampımızı dağda atardık. Gündoğarken Gezginleri ekibi ile gittiğim bu tırmanışta ilk önce Ihlara vadisine gittik. Vadideki Melendiz çayı boyunca 14 km yürüdük. Melendiz çayının beslediği topraklarda büyüyen elma ve erik ağaçlarından meyve yiyerek yolumuza devam ettik. İstanbul´un nemli havası yerine, kuru havada yürüyüp İstanbul´da kaybettiğimiz enerjimizi burada geri kazandık. Odun ateşinde çayını demlemiş ve öğle yemeğini yiyen çobanın çayına da ortak olup biz de keyfimizi demledik.

Yol boyunca öyle manzaralar vardı ki; kimi yerler burası Avustralya´da ki Ayer (Uluru Rock) kayası , burası ise California´da ki Yosemite sanki dedirtiyordu bizlere.

Akşam Ihlara vadisinde kampımızı attık. Kimimiz çadırda kimimiz ise dışarıda yıldızların altında uyudu. Sabah saat 02:00 de uyanıp, çantalarımızı toplayıp saat 03:00 de araç ile yola çıktık.

1.950 meteredeki Karbeyaz otelinin bulunduğu ve yaylacıların kullandığı taş yapıların üst kısmından Yılankar rotasından, saat 04:00 gibi kafa fenerlerimizi de takıp, sadece fenerlerin aydınlattığı yolda yürüyüşe başladık.

S çizerek yükseldiğimiz yolda; 2600 metreye geldiğimizde sabah saat 06:00 olmuştu. Güneşin doğuşunu seyretmenin zamanı gelmişti. İlk önce kırmızı bir çizgi, sonra utangaç bir çocuk gibi alnının bir kısmı, sonra cesareti arttıkça korkaklığını bir kenara bırakıp, yavaş yavaş tüm yüzünün kızıllığını gösterdi güneş bize. Bizler de bu güzelliğe şahit olmaktan mutlu olup, zirveye doğru çıkmaya devam ettik.

Başta taşlık bir yoldan devam ettikten sonra, küçük kayalıklardan oluşan daha dik bir parkura geldik. Buradan tırmanmak, oynak taş ve kayalıktan dolayı başlangıçtaki gibi rahat olmadı. 2-3 saat dik parkuru da ekiple beraber çıktıktan sonra 2800 metredeki düz alana geldik. Buraya geldiğimizde; kaygan taşlar üzerinde tırmanmaktan dolayı ayak tabanlarımız artık yorulmuştu. Kaymamak için ayaklarımızın uçlarını sıkı sıkı basarken ayaklarımızda daha önce sık kullanmadığımız kaslarımızı kullandığımız için ayaklarımız artık kasılmaya başlamıştı. 2800 metredeki bu yerde biraz mola verip bu sefer de karşımızda beliren zirveye sırttan tırmanmaya devam ettik. Saat 11:00 gibi 3268 metredeki zirveye ulaştık. Yorulmuştuk, hedeflediğimiz zirveye vaktinden çok sonra ulaşmıştık ama olsun. 15 kişi ile başladığımız yolda hep beraber zirveye ulaşmanın zevkini ve zirvede beraberce yediğimiz yemeğin lezzetini bize hiçbir şey veremezdi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

15 Kişilik ekipten on kişi ilk kez zirve yaptı. İki kişi ise henüz 14 yaşında güçlü ve azimli delikanlılardı. Hasan dağı onlara “bir daha zirveye gelmeyeceğiz” dedirttiyse de, bence evliya onlara bu zirve tadını yaşattı ve kimbilir daha kaç kez dağlara çıkacaklar.

Zirve keyfini çıkardıktan sonra inişe geçtik. Zirve yolun yarısıdır. Bunun bir de inişi var tabii ki. Benim için inişler hep zordur ve her dağdan sonra başparmak tırnağımı feda ederim. İnişe bu sefer çıkış rotasından değil de kar-buz rotasından başladık. 15 kişi tek sıra bu sefer de topuklarımıza basa basa kayalıkların üzerinde geçerek ve aşağıya doğru kah kayarak, kah topukları frenleyerek inişe geçtik. Buralardan bir de karda inmek vardı, ne kolay olurdu.

Çarşaklı yoldan geçtikten sonra, bu sefer de güneşin kuruttuğu otların sarıya boyadığı yoldan, keçi boklarını takip ederek aşağıya inmeye başladık. Dedim ya iniş zor diye; her adımdan sonra ne kadar kaldı diye önümüze bakarken elimi uzatsam dokunacağım gibi gördüğüm yer aslında 2 saatlik yoldu. Yolu tamamlayınca, yaylacıların bulunduğu yere geldik. Yaylada yaşayan teyze bizlere ekmeğini, tereyağını, peynirini ve bir demlik çayını sunduğunda, yaşadığımız mutluluk anlatılmaz.

Eskiden bu dağda derviş yaşamış mıydı bilemem ama Nevin teyze tüm saflığı ve temiz kalbiyle yaylada yaşayıp tırmanacak dağcıları beklemekte.


Yorum bırakın