19 Nisan Pazar günkü koşu için Perşembe gününden Budapeşte’ye gittik ve öğle saatlerinde Pronto turun atletizm Kulübüyle şehirdeydik. Perşembe ve Cuma günü şehir turu yaptık. Budapeşte gezi yazısını okumak için buraya tıklayınız.
Cumartesi günü yarış kitlerimizi almak için Margaret adasına gittik. Telekom’un sponsor olduğu bu koşuda yarı maraton ve 10 km ilk koşular yapıldı. Bizde yarı maraton için numaralarımızı aldık. Bu maratona katılmak istememin en önemli sebeplerinden biri koşu parkurunun, Budapeşte’nin tarihi binaları arasından ve meşhur asma köprüleri üzerinden geçmesiydi.
Büyük şehirlerdeki maratonlarda koşmanın en keyifli yanı tarih kokan binalar arasından geçmek. Amsterdam ve Tel Aviv maratonunda tarihi yerlerden geçmemiştik, Budapeşte de ise tamamen tarihi yerlerden geçiyorsunuz.
Maraton öncesi çok yorulmamak için, Cumartesi günü sadece Margaret Adası’nda kitlerimizi alıp adada vakit geçirdikten sonra akşam yemeğimizi yiyip otelimize geçtik.
Koşu öncesi daha önce ne yiyip de o günkü koşum iyi geçtiyse, totem yapıp hep onu yemeğe devam ederim. Bu seferki totemim ise Antep Fıstıklı Muska pestil idi. Yorgun hissettiğim bir günde bu pestilleri yiyip çok rahat koşunca, bundan sonra da bu pestiller koşu öncesi vazgeçilmezim oldu. Bu maratona da bunlardan getirdim.
Sabah 6:00 da kalktık, otelin 6:30 başlayan kahvaltısı için aşağıya indiğimizde yumurta ve peynir yedim. Arkasından kahve içtim, kahve de gerçekten koşu önce etkili oluyor, arkasından da getirdiğin ve benim için totem olan Antep Fıstılı Muska pestil yedim.
7:30 da Pronto tur bizi otelden alıp, koşu start noktasına götürdü ( Margaret adası) Otel´den 15 dk sonra adadaydık. Isınma sonrası çantalarımızı teslim ettik. Saat 9 da yarış başlıyordu, koşu hızlarına göre renklere ayrılıyordu.
Aysel ve ben tuvalet için sıradayken saat 9 da çıkış yapan grup çıkış yapmıştı bile, bir an için tuvalette beklemeyip gitmeyi düşünsem de tuvalete girince iyi ki de beklemişim dedim. Bu şekilde koşmak acıdan başka bir şey vermezdi. Neyse sıramıza geçtik ve bizim için de start verildi. Hava güneşli ve hafif serindi. Bence koşu için oldukça idealdi.
Adadan çıkıp Arpad köprüsünden geçip, Peşte tarafında bizim de Karaköy’e benzeyen eski binaların bulunduğu sokaklardan geçtik, yolun kenarında bizi ilk karşılayan rock müziği konseri veren grup oldu. Her müzik grubunun yanından geçtiğinde insanın ister istemez ritmi artıyor. Yol boyunca da Macar yerel müziğinden tutun da klasik müziğe kadar pek çok müzik türünde eserler çalmaktaydı. Şimdiye kadar koştuğum 5 yarı maratonda sadece burada canlı müzik çalınmaktaydı.
Eski Sokak aralarını geçtikten sonra Tuna nehrin kenarına gelip bu sefer de Tuna kenarında koşmaya devam ettik. Parlamanto binasının önünden geçip, Zincirli köprü üzerinden koşarak Buda tarafına geçtik, Buda tarafından Tuna nehri boyunca koşup, Sisi köprüsünü de sol yanımızda bırakıp Liberty köprüsünden Peşte tarafına geçtik. Tuna nehri boyunca bu sefer ters istikamete doğru koşmaya başladık. Tuna nehri tarih boyunca pek çok savaşa ve devrime şahit olsa da herhalde bu kadar kalabalık insanı bir arada görünce gene mi savaş oluyor demiştirJ
Koşuya başladığımda her zamanki gibi ilk 3 km kaslarım alışmasıyla sürüyor. Başlangıçta hızımı her zaman koştuğum seviyenin biraz üstünde tuttum, daha sonra önümde bir kişiyi belirleyip ona yetişmeye çalıştım, ona yetiştikten sonra baktım ki o kişi geride kalıyor bu sefer de başka birisini seçip ona yetişmeye başladım. Bu şekilde koşmaya devam ettikçe 15. km’ye geldiğimde yarışı 2 saatte bitirmek için pacemaker’e yetiştim.
Koşu boyunca sağ elimde tuttuğum cep telefonumun Runkeeper aplikasyonundan devamlı hızımı kontrol ederken, telefonun şarjının azaldığını görünce yedek şarjımı takıyım derken, yok onu çalıştırayım derken ki çalışmadı, hızım düşmeye başladı. Pacemaker ile aramdaki mesafe biraz açıldı. Koşmaya devam ettiğimde ve bitişe doğru geldiğimde hızımı biraz daha arttırdım. Artık bitişe yaklaşmıştım, Turkey Turkan diye anons edilince artık koşu bitmiş ve benim içinde en iyi Yarı maraton sonucu olmuştu.
Bunda tabiki güzel hava oldukça etkiliydi. Tel Aviv maratonu gibi sabahın köründe koşu başlamadı. Ben 2 saat 5 dk gibi bir sonuçla bitirdim, Nihat 1 saat 29 dk., Serdar´ın ilk maratonu olmasına rağmen 1 saat 44 dk, Ayşe ise 1 saat 6 dk da bitirdi.
Herkes rahatlamıştı artık, Pronto tur atletizim ekibi olarak bu yarışa katıldık. Budapeşte de maraton koşmak isteyen herkese tavsiye ederim. Tek sıkıntı çantalarınızı teslim ettiğiniz yerde, çantaları geri almakta yaşadık. Bunun dışında her şey muhteşemdi.
“BUDAPEŞTE MARATONU” için bir yanıt