
Jambo– Tanzanya’ya gitmeyi düşündüğümde öğrendiğim bu ilk kelimenin anlamı “merhaba”. Artık Tanzanya´ya hava alanına indiğimde insanlara selam verişim değişmişti. Turistler için “hello” , Tanzanya yerel halkı için “jambo” demeye başlamıştım. Yerel halk ve turistleri ayırt etmek Afrika kıtasındaki bir ülke için hiç de zor olmadı.
Amsterdam aktarmalı olarak Kilimanjaro hava alanına geldiğimde artık kıştan yaz mevsimine geçmiş, kıta ve mevsim değiştirmiştim. Tanzanya’ya geldiğimde yedi zirvelerden birine çıkma hayalimi gerçekleştirmek istememin yanı sıra; Ocak ayında yazı yaşamak gibi bir çocukluk hayalimi de geçekleştirmiştim. Bu hayalim sadece 14 saatlik bir uçak yolculuğu ile gerçekleşmişti.

Artık asıl hayalimi gerçekleştirmek üzere beni hava alanından karşılamaya gelen arkadaşla birlikte Moshi kasabasına doğru harekete geçtik. Otelime yerleştim. Ertesi gün kasabada etrafı gezerek dinlendikten sonra 1.490 m. deki Machame köyüme geldik. Kilimanjaro´nun en yüksek zirvesi olan UHURU zirvesine Machame rotasından çıkacaktık. Bu zirveye bir kaç rotadan çıkmak mümkün ancak bu rotalar kolay ve zor olarak olarak derecelendiriliyor ve her yaş ve tecrübeye uygun rotalar mevcut. Hatta dünya turuna çıkmış bir insanın aklında bile olmayan Uhuru zirvesine tırmanmak, yerel halk tarafından biraz ikna edilerek uygun rota ile mümkün olabiliyor. Maragu rotası da bunlardan biri ve bu rota -kolaylığından olsa gerek- Coca Cola rotası olarak anılıyor. Diğer Machame ve Umbwe rotaları da zorluğundan dolayı Visky rotası olarak olarak da bilinmekte.

Machame giriş kapısına geldiğimizde burda rehber Alfred ve taşıyıcı arkadaşlarla tanıştım. Bir zirveye ilk kez bir taşıyıcı ile çıkacaktım. Bu bir lüks müdür bilmiyorum ama Kilimanjaro dağında yapılması gereken budur. Bundan dolayı Tanzanya ülkesi istihdam yaratmış oluyor. Böyle düşündüğüm zaman taşıyıcılar ile çıkmak beni rahatsız etmedi. Taşıyıcıların maksimum 20 kilo taşıması gerekiyor. Yüklerin kontrolleri tamamlandıktan sonra yağmur ormanlarının içine doğru yürüyüşe başladık. Aşırı sıcağı sevmeyen bir kişi olarak Tanzanya’nın en sıcak mevsiminde sıcaktan bunaldıktan sonra 1.490 m. de yürümek beni biraz kendime getirmişti. Uzun ve huzur dolu bir yürüyüş ile 3.100 m deki ilk kampımız olan Machame kamp yerine varmıştık. İlk kampta bu dağın ne kadar popüler bir dağ olduğu anlamak hiç de zor olmamıştı çünkü ilk kamp nerdeyse uluslararası bir köy olmuştu. Bir yanımda dört kişilik bir Rus ekibi diğer yanımda Alman ekibi, öte yanda bir Amerikalı ve ben Türk, fıkra gibi. İlk kampımın keyfini çıkartmam gerekiyordu çünkü üşümeyeceğim tek kamp burasıydı.


İkinci kamp yerimiz 3.840 m deki Shira kampına, tropik meyvelerle oluşan güzel bir kahvaltıdan sonra rehberimiz ve taşıyıcılarla birlikte yola çıktık. Yol boyunca Senetya ve papatyaların akrabası olan Lobelyaların olduğu bir bitki örtüsünden geçtik. Lobelyanın papatyanın akrabası olduğuna bakmayın. Kızılderili ırkının Kürtlerin akrabası olduğu tezi ileri sürüldüğünde insan hadi canım diyorsa Lobelyayı gördüğünüzde de aynı şeyi söylüyorsunuz. Çevremizde böyle bizi büyülüyen bitki örtüsü ile arkamıza Tanzanya´nın ikinci en yüksek dağı olan Meru dağını da alarak 4,5 saat yürüyüş sonunda Shira kampımıza vardık. Yağmur ormanları görevini yapmış olsa gerek kamp yerine vardığımızda yağmur başlamıştı. Bulutlar içinde taşıyıcı arkadaşların daha önce gelip kurdukları çadırı bulup uyku tulumumun içine yerleştim. Dağda göçebe yaşayan bir topluluk gibi, bir sürü kişi bir kamptan öbür kampa geçiyorduk. Bu kampta da birinci kamptaki aynı kişilerle birlikteydik. Uzun yürüyüşlere bacaklarım alışmıştı artık yürümeyince ağrılar kendini gösteriyordu. Uyku tulumumun içine uzandığımda bacaklarım bedenimden çıkmak istermişcesine ağrıyordu, sanki bacağım takmaymış da çıkartınca bu ağrıdan da kurtulacakmışım gibi hissediyordum. Şekil değiştirerek bu ağrıyı hissetmemeye çalıştım, akşam yemeği de buna yardımcı oldu.

Üçüncü kamp yerimiz 3.950 m. deki Baranco kampı idi. Ama daha önce aklimatizasyon (yüksek irtifaya alışmak) için 4.630 m yüksekliğindeki Lava Tower’a uğradık. Burada daha önce üç turistin hayatını kaybetmesinden dolayı bazı kişiler buraya çıkmayı istemedi ama ben yüksekliğe alışmak için buraya çıkmayı özellikle istedim. İyi ki de istemişim çünkü Lava Tower denilen kayanın tepesine çıktığımda kendimi bulutların arasında hissettim. Daha sonra da 3.950 m. deki üçüncü kamp yeri olan Baranco kamp yerine doğru yürüyüşe başladık. Kamp yerine yaklaştıkça dev senetyalar kendini göstermeye başladı. Bu kampa gelinceye dek bu kadar büyük senetyaya rastlamamıştım. Bu bitkileri görünce insan kendinin 4.000 m yükseklikte olduğunu düşünemiyor. Baranco kampımıza vardığımızda manzara gerçekten çok güzeldi. Artık yağmur ormanlarından uzaklaşmıştık. Birinci kamp yerinde tanıştığım Rus arkadaşlara akşam sohbeti için uğradım. Ruslar nerde olursa olsun içkiden kesinlikle uzak durmuyorlardı. 3.950 mt yüksekliğe de bir kaç şişe kanyak getirmişlerdi ve keyfini çıkartıyorlardı.

Bulunduğumuz kamp yerindeki kahvaltıdan sonra büyük Baranco duvarından geçtik. Kilimanjaro turistik bir dağ. Özellikle Ocak –Şubat aylarında yağmurun az olmasından dolayı oldukça yüksek bir sezon. Bu duvardan geçerken bunu oldukça iyi hissediyorsunuz. Duvarı geçmek için adeta tırmakmakta olan insanlardan kuyruk oluşmuştu. Bu kadar insanın bu yoldan geçmesi insan da ister istemez yukardaki kampta Mc Donalds yada Starbucks olması beklentesini doğuruyor. Ama bu duvarı geçtikten sonra bizi Karangu vadisi bekliyordu ve buraya vardığımızda hamburger değil ama çok lezzetli ananas yedim. Vadiye vardığımda biraz baş ağrım vardı ve korktuğum mide bulantısı başlamıştı. Aldığım haplardan sonra kendimi daha iyi hissettim. Daha sonra swahili dilinde “buz “ anlamına gelen 4. kamp yerimiz Barafu kamp yerine geldik. Buraya vardığımızda kendimi iyi hissetmiyordum. Baş ağrısının her zaman üstesinden gelebilirdim ama mide bulantısı olunca hareket etmek gerçekten zorlaşıyordu. Mide bulantımla başa çıktıktan sonra daha iyi hissettim ancak dinlenmem gerekiyordu. Üç saatlik bir uykudan sonra saat 23:00 da uyandım ve zirve için hazırlanmaya başladım. Artık kar pantolanumu çantamdan çıkartıp giymenin zamanı gelmişti tozluklar, balaklava, eldivenler ve işte zirve için hazırdım. 24:00 da yola çıktık, hava oldukça soğuktu ve şiddetli rüzgar da cabası idi. Böyle giderse zirve yapmak çok zor görünüyordu. Kilimanjaro Afrika kıtasında olsa dahi soğuğuyla deplasmanda olduğunu insana hissettiriyordu.- Tanzanya’nın ekvator bölgesinde olmasından dolayı güneş aksam saat yedide batıyor ve sabah yedide doğuyor. Güneş doğana kadar; zirve yapamayacağımı hissettim ama bu düşünceden uzaklaşmak için zaman zaman gözümü kapatıp yıllarca kurduğum bir hayali gerçekleştirmeye sadece bir kaç saat kaldığını ama en önemlisi bu düşümü gerçekleştirmemde yardımcı olan sponsor firma Doğan Dış Ticaret firmasının desteğini düşündüm. Sabah güneş doğana kadar bu düşünce yardımcı oldu. Daha sonrasında ise güneşin sıcaklığı yardımcı olmuştu. Rüzgar ve güneş nerdeyse şeytan ve melek gibi çalışıyordu. Şiddetli rüzgar ve soğuk benim hedefe ulaşmamda ne kadar zorluk çıkarmışsa güneş de bir o kadar yardımcı olmuştu. Saat 08:00 da 5.895 mt deki Swahili dilinde Özgürlük anlamına gelen Uhuru zirvesindeydim.

1961 yılında Tanzanya İngiltere’den bağımsızlığını ilan ettiğinde Himo bu zirveye 24 saatte çıkmış ve Tanzanya bayrağını zirveye dikmiş. Ben de hayalimi gerçekleştirmemde destek olan Doğan bayrağını bu zirveye diktim. 5 gün boyunca yaklaşık 32 saatlik bir yürüyüş sonunda hedeflediğim zirveye varmıştım ve hayalimin su üstüne yazılmadığını kendime ispatlamıştım. Zirve o kadar soğuktu ki beş günlük uğraş sonunda varılan zirveye beş dakika kalmak zor olmuştu. Zirveden sonra tekrar Barafu kampına indik ve burada dinlendikten sonra 3.100 mt deki son kampımız olan Mweka kamp yerine geldik. Artık kutlama zamanıydı. Rehberimiz Alfred ve diğer taşıyıcı arkadaşlarla birlikte 5 gün, 4 kamp ve 32 saatlik yürüyüş sonunda zirveye ulaşmanın keyfini çıkardık. Artık ertesi gün sertifika ve sıcak duş alma ve Tanzanya’da diğer maceraları yaşama günüydü.
Kilimanjora Dağına Tırmanmak İsteyenler İçin Gerekli Bilgiler
2006 yılı Ocak ayında tırmandım. Bilgiler de bu tarihe göre olacak.
Bu dağa tırmanmamda Andrew Mathias Marandu lojistik ve rehber olarak destek verdi.
e-maili; kilimanjarocrown@yahoo.com
Tırmanış için 965 $ ödedim. Bu ücrete; Moshi kasabasındaki hotel konaklama, hotelden Machame gate transfer, 6 gün boyunca yemek ve kamp malzemeleri dahil.
Havalimanından otele transfer 10 $ / per person
MACHAME ROUTE
Kilimanjora nın en güzel rotası olarak bilinen bu rotada, 6 gün boyunca tahminen 100 km yürüdük.
1 Gün: Machame Gate (1490m) den Machame camp (2980m) yürüyüş.
Yürüyüş zamanı: 7 saat
Uzaklık: Yaklaşık 18 km
Habitat-ortam: Dağ ormanı bitki örtüsü
2 Gün: Machame camp (2980m) dan Shira camp (3840m) yürüyüş.
Yürüyüş zamanı: 6 saat
Uzaklık: Yaklaşık 9 km
Habitat-ortam : Bozkır
3 Gün : Shira (3840m) dan Lava Tower (4630m)-Barranco camp (3950m) yürüyüş
Yürüyüş zamanı: 7 saat .
Uzaklık: Yaklaşık 15 km
Habitat-ortam: Yarı kurak
4 Gün: Barranco camp (3950m) dan Barafu camp (4550m) yürüyüş.
Yürüyüş zamanı: 7 saat
Uzaklık: Yaklaşık 13 km
Habitat- ortam : Alp çölü
5 Gün : ZİRVE GÜNÜ, Barafu camp (4550m) dan zirveye çıkıp Uhuru Peak (5895m) buradan Mweka (3100m) kampa indik.
Yürüyüş zamanı : Zirve (Uhuru) ye ulaşmak 8 saat, Mweka kampa iniş de 7-8 saat.
Uzaklık : Zirveye çıkış yaklaşık 7 km, iniş ise 23 km
Habitat-ortam : Taşlık. Zirve de buzullar var.
6 Gün : Mweka camp (3100m) dan Mweka Gate (1980m) gidiyoruz.
Yürüyüş zamanı: 3 saat
Uzaklık: Yaklaşık 15 km
Habitat –ortam : Orman